Haberler - Basında Ben


TBMM Genel Kurulu

TBMM Genel Kurulu

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın başkanlığında toplandı.

Önerge üzerinde söz alan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, darbelerin gıdasının yolsuzluklar olduğunu belirterek, "1990'lı yıllarda köy yakmalar, çeteler olmasaydı, 28 Şubat postmodern darbe girişimine kimse cesaret edemezdi" dedi.

CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, "Reza Zarrab ve arkadaşları serbest bırakılmışlar. Bu sıradan bir yolsuzluk meselesi değil. Yakında bunun bir casusluk ve milli güvenlik sorunu olduğunu öğreneceksiniz" diye konuştu.

MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, "28 Şubat'ı kınıyorum. Darbeleri kınamalıyız, yargı darbesini de kınamalıyız, Hükümetin yasamaya darbesini de kınamalıyız" ifadesini kullandı.

"İş adamlarını kucağa oturtma konuşmaları yapıyorsunuz, biz muhalefet olarak buna kulaklarımızı mı kapatalım?" diye soran Oğan'ı TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, temiz bir dille konuşması için uyardı.

"Biz bunu Başbakan'ın konuşmalarından aldık, rahatsız olmayın" karşılığını veren Oğan'a, Bahçekapılı, "Meclis kürsüsünden tekrar etmek zorunda değilsiniz" dedi.

Oğan, "Başbuğ, Engin Alan içeride, Reza Zarraf dışarıda. Bu nasıl bir adalet?" dedi.

AK Parti Eskişehir Milletvekili Salih Koca, Meclis'in yolsuzluklara bulaşmış olanlara geçit vermediğini ve vermeyeceğini söyledi.

En temel hukuk kurallarının hiçe sayılarak Meclis'te iki aydır daha soruşturma aşamasında konularla ilgili idam sehpalarının kurulduğunu, yargısız infazlar gerçekleştirildiğini belirten Koca, "Başbakanımıza ve grubumuza ithamlar yapıldı. Montaj ses kayıtları ortalığa sürüldü" dedi.

TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, 28 Şubat postmodern darbenin 17. yıldönümüne ilişkin, "Divan olarak gerekçesi ne olursa olsun, adı ne olursa olsun darbelere 'hayır' diyoruz. Darbelerin ülkemize, Türkiyemize yakışmadığını düşünüyoruz" dedi.

Genel Kurul'da CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, dünkü Genel Kurul'da yaşanan kavga sırasında partisinin Grup Başkanvekili ile aralarında konuşurken hiçbir parti ve milletvekilini hedef almaksızın ağzından gayri ihtiyari uygun olmayan bir söz çıktığını belirterek, "Bu söz bana yakışmamıştır. O sözü kendime ve Meclis'e olan saygım gereği geri alıyor, yüce Meclis'ten ve milletimizden özür diliyorum" dedi.

Bahçekapılı da Öztürk'e örnek bir davranışta bulunduğunu ifade ederek, teşekkür etti.

28 Şubat postmodern darbesinin 17. yıldönümü nedeniyle siyasi partilerin grup başkanvekilleri söz aldı.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, demokrasiye yapılan müdahalelerin mağdurunun daima millet olduğunu belirterek, "Milletimiz , millet iradesi ve demokrasi daima bu süreçlerden büyük bir tecrübe ve güçle çıkmışlardır. 28 Şubat'ın yıldönümünde hortlayan fişlemelerin, kutuplaşmaların, yargı kuşatmalarının, alo Fatih andıçlarında yine tarihin karanlığına karışacağına olan inancımı ifade etmek istiyorum" dedi.

Ukrayna'da çok önemli gelişmeler olduğunu, Kırım'da bir havaalanının işgal edildiği ve Türk uçağının geri döndüğünü belirten Vural, Kırım'da Tatarlar bulunduğunu anımsattı. Vural, "Hükümetin Kırım'da, Ukrayna'da olan bitenlerle ilgili TBMM'ye bilgi vermesini istirham ediyorum" dedi.

BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, BDP olarak 28 Şubat'ın yıldönümünde darbeleri, muhtıraları, operasyonları ve bütün antidemokratik müdahaleleri reddettiklerini söyledi.

Buldan, her koşulda demokrasiden yana taraf olduklarını, mücadele ettiklerini ifade ederek, "Sayın Başbakan darbe tehdidi kalktı dese de bugün binlerce siyasetçi, gazeteci, avukat cezaevinde tutukludur. Bu da demokratik siyasete vurulmuş bir darbedir. Bu darbelerle mücadale etmenin yolu tüm darbe kurumlarını MGK başta olmak üzere tasfiye etmek, darbecileri yargılamak ve demokratikleşme alanında adım atmaktır" diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, halkın egemenlik hakkını temsilcileri eliyle kullandığı ve iradesinin tecelli ettiği Meclis'in saygınlığını korumanın aynı zamanda demokrasiyi korumak olduğunu söyledi.

Bunun her milletvekilinin asli görevi olduğuna dikkati çeken Ünal, şöyle devam etti:

"Yaşanan her sorunda demokrasi dışı yolları savunmak, meşruiyet tartışması açmak, 'bu Meclis kapanmalıdır, çalışmamalıdır' demek halkın bize emanet ettiği iradeye sahip çıkmamaktır, demokrasiye müdahaleye kapı aralamaktır. Demokratik sistem içerisinde milyonların reyini insanları sokağa davet ederek yok saymak ve başkaca yollar aramak yeni 28 Şubat'lara kapı aralama çabasıdır. Karanlık köşelerinden korku salan, kasetlerle, dinlemelerle şantaj yapan kirli odakların bu baskılarına demokrasiyi kurban mı edeceğiz, sorunlarımızı hukuk zemininde mi çözeceğiz, Meclis'e, toplumsal egemenliğe sahip mi çıkacağız? Her milletvekilinin bunun kararını vermesi gerekir.

Bugün AK Parti grubu olarak diyoruz ki anayasada tanımını bulan, demokratik, laik, sosyal hukuk devletine sonuna kadar sahip çıkacağız. Meclis'in mehabetine, saygınlığına asla gölge düşürmeyeceğiz. Demokrasiye yapılan her türlü müdahaleyle sonuna kadar savaşacağız. Bu milleti korkutacaklarını zannedenler, yolsuzluk kılıfını kullanarak meşruiyet krizi çıkarıp bütün siyaseti dizayn etmek isteyenlere asla meydan vermeyeceğiz. Biz bir daha bu Meclis'e hiçbir yolla müdahale edilmesine canımız pahasına da olsa izin vermeyeceğiz."

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, CHP olarak demokrasiye dolaylı veya doğrudan her türlü askeri müdahaleyi reddettiklerini vurguladı.

Sadece seçimle gelen yönetimlerin arkasında olan seçmen desteğine güvenerek kendilerini demokrat olarak tanımlamalarını da doğru bulmadığını belirten Hamzaçebi, "Meşruiyetin en önemli, birinci şartı bir siyasi iktidarın, sistemin, partinin arkasındaki halk desteğidir. Tamam. Klasik meşruiyet tanımındaki bu usul bugün de bütün demokrasilerin vazgeçilmez, tartışılmaz unsurudur. Ancak arkasındaki halk desteğine dayanarak her türlü anti demokratik uygulamayı yapmak, her türlü anti demokratik baskıcı yasayı çıkarmak, kuvvetler ayrılığı ilkesini yok etmek hiçbir şekilde demokrasiyle bağdaşmaz" dedi.

Bugün HSYK'daki atamalara değinen Hamzaçebi, bugün İstanbul'da rüşvet ve yolsuzluk kapsamında tutuklanmış olan bakan çocuklarının da serbest bırakıldığını ve bunun bir tesadüf olmadığını düşündüğünü söyledi.

Bahçekapılı da 28 Şubat postmodern darbenin üzerinden 17 yıl geçtiğini anımsatarak, "Bugün Meclis çalışıyor. Darbelere karşı en güzel cevabın 'Meclis'in çalışıyor olmasıdır' diye düşünüyoruz. Biz de Divan olarak bu bağlamda gerekçesi ne olursa olsun, adı ne olursa olsun darbelere 'hayır' diyoruz. Darbelerin ülkemize, Türkiyemize yakışmadığını düşünüyoruz. Aslolan hukuk devletidir, demokratik siyasettir vurgusunu tekrar ediyoruz" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda dershanelerle ilgili düzenlemeleri de içeren tasarısının görüşülmesine devam ediliyor.

Tasarının görüşülmesi sırasında söz alan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, illerde valiler, ilçelerde ise kaymakamların muhalif sendikaların öğretmen olan üye listelerini istediklerini, bunları sandık başlarına koymadıklarını iddia ederek, "Sayın Bakan sendikalı olmak suç mudur? Sendikalı, örgütlü öğretmen olmak. Bunu şiddetle kınıyorum" dedi.

MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, dershanelerin kapatılmasına değinerek, " Niye ihtiyaç duyuldu onun iyi tespit edilmesi lazım. Bu ihtiyaçtan mı yoksa intikam duygusuyla mı doğdu. Bu bir camiaya karşı intikam duygusundan başka bir şey değil" diye konuştu.

CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, dün Genel Kurul'da yaşanan kavgaya değinerek, "Dün Meclisimizin sokaktaki itibari bir kez daha sıfırın altına indi" dedi.

Tasarının görüşülmesine geçilmeden önce MHP'nin, emniyet teşkilatı personelinin sorunlarının araştırılması, CHP'nin ise tarımsal destekleme sisteminin incelenerek yetersizliklerin ortaya konulmasına yönelik önergelerinin bugün görüşülmesi önerileri kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, dershanelerle ilgili düzenlemeleri de içeren kanun tasarısının birinci bölümü kabul edildi.

Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Tasarı'nın kabul edilen birinci bölümüne göre, yurtdışında eğitim alacak öğrencilerin seçimi, yazılı ve sözlü sınav şeklinde olacak. Yazılı sınav, Milli Eğitim Bakanlığı'nca veya düzenlenecek protokolle ÖSYM tarafından yapılacak. Milli Eğitim Bakanlığı, Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı'nı yazılı sınav yerine kullanabilecek.

Öğrencilerin seçiminde yazılı sınav ve sözlü sınav ile mezuniyet not ortalaması Bakanlıkça belirlenecek ağırlıklarla dikkate alınacak. Sözlü sınava çağrılan adaylar, bakanlıkça oluşturulacak komisyon tarafından değerlendirilecek. Adaylar, komisyon tarafından genel alan bilgisi konularına ilişkin bilgi düzeyi ve akademik çalışmalara yatkınlığı alanlarında belirtilen özelliklerin her biri için yirmişer puan üzerinden değerlendirilecek ve verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilecek. Bunun dışında sözlü sınavla ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılamayacak. Sözlü sınavın soru ve cevaplarının önceden hazırlanması zorunlu olmayacak.

Mecburi hizmet karşılığı yurtdışına gönderilenler öğrenimlerini tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini yerine getirmek üzere, adlarına gönderildikleri kurumların ilgili kadrolarına atanacak. Milli Eğitim Bakanlığı adına yurtdışına gönderilenlerden gönderildikleri ülkede doktora öğrenimlerini tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere yurda dönenler Milli Eğitim Uzmanı kadrolarına atanacak. Bu kişilerin yurtdışında lisansüstü eğitim amacıyla geçirdikleri sürelerin tamamı memuriyette geçmiş sayılacak, bu sürelerin her yılı bir kademe ilerlemesine ve her 3 yılı bir derece yükselmesine esas olacak.

Aday öğretmenliğe atanabilmek için Devlet Memurları Kanunu'ndaki şartlara ek olarak, yönetmelikle belirlenen yükseköğretim kurumlarından mezun olma, Bakanlıkça ve ÖSYM tarafından yapılacak sınavlarda başarılı olma şartları aranacak.

Aday öğretmenler, en az bir yıl fiilen çalışmak, performans değerlendirmesine göre başarılı olmak kaydıyla yazılı ve sözlü sınava girebilecek. Aday öğretmenler, bakanlıkça oluşturulacak komisyonca değerlendirilecek. Sınavda başarılı olanlar öğretmen olarak atanacak, başarısız olanlar bir başka il veya ilçede görevlendirilecek, bir yıl içinde tekrar sınava girme hakkı tanınacak. Sınava girmeye hak kazanamayanlar ile üst üste iki defa sınavda başarılı olamayanlar aday öğretmen unvanını kaybedecek ve memuriyetle ilişiği kesilecek.

Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma olabilecek.

Hazine'ye ait taşınmazlar üzerinde eğitim tesisi yapılması amacıyla, dönüşüm programına dahil dershaneler lehine, bedelsiz olarak en fazla 25 yıl süreli irtifak hakkı tesis edilebilecek. İrtifak hakkı, ilk yıl için yatırım konusu taşınmazın emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin binde 5'i tutarındaki bedel üzerinden olacak.

Birden fazla istekli olması halinde, bu bedelin dışında istekliler arasında bir defaya mahsus alınacak katılım payı üzerinden arttırma ihalesi yapılacak. İhale sonucunda en yüksek katılım payını teklif eden yatırımcı lehine irtifak hakkı tesis edilebilecek.

Aynı taşınmaz için birden fazla irtifak hakkı tesis talebi olması halinde, dönüşüm programına alınan dershanelerden gelen irtifak hakkı talepleri öncelikle değerlendirilecek.

Aynı ilde ve bir başka dershanenin şubesi niteliğinde olmaksızın faaliyet gösteren birden çok dershanenin kurucusunun biraraya gelerek kurdukları şirket tüzel kişiliklerince, aynı taşınmaz için müracaat edilmesi durumunda bunların başvuruları öncelikli olarak değerlendirilecek.

Mülkiyeti Hazine'ye ait ve bakanlığa tahsisli taşınmazlar üzerindeki okul binalarının tamamı veya bir kısmı ile bu binaların eklenti ve bütünleyici parçaları, eğitim ve öğretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere, pazarlık usulüyle 10 yıla kadar bakanlıkça kiraya verilebilecek.

Bakanlığa bağlı okul ve eğitim kurumlarında kiralanan kantin, salon, açık alan ve benzeri yerlere ilişkin kira sözleşmeleri, bakanlıkça belirlenen eğitim-öğretim dönemi sonu itibarıyla, fesih tarihinden önceki dönemlere ilişkin bedeller tahsil edilmek suretiyle ve tazminat alınmaksızın feshedilecek. Bu durumda, okul-aile birliği ve işleticiler tarafından hak ve tazminat talebinde bulunulamayacak.

Mili Savunma Bakanlığı'na tahsisli olarak akaryakıt ikmal ve NATO POL tesisleri işletmesi başkanlığınca kullanılan taşınmazlar ile Savunma Sanayi Müsteşarlığı mülkiyetindeki taşınmazlar için Milli Savunma Bakanlığı'nın uygun görüşü aranacak.

Tasarıyla, Özel Öğretim Kurumları Kanunu'ndan "dershane" tanımı çıkarılıyor. Bu şekilde Milli Eğitim Bakanlığı onayıyla ortaöğretime veya yükseköğretime giriş sınavlarına veya bu sınavlar kapsamındaki derslere hazırlık niteliğinde kurs açılması mümkün olmayacak.

"Okul" tanımı tasarıda, "Özel eğitim, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim ile bakanlıkça dönüşüm programına alınan kurumlardan 2018-2019 eğitim öğretim yılının sonuna kadar faaliyetleri devam eden ortaöğretim özel okulları" şeklinde yeniden yapılıyor.

"Çeşitli kurslar" tanımı değiştirilerek, bu kursların ortaöğretime veya yükseköğretime giriş sınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydıyla; kişilerin sosyal, sanatsal, sportif, kültürel ve mesleki alanlarda bilgi, beceri, dil, yetenek ve deneyimlerini geliştirmek, isteklerine göre serbest zamanlarını değerlendirmek amacıyla faaliyet gösterebilecekleri hükme bağlanıyor.

Öğrenci etüt eğitim merkezleri, 12 yaş ve altındaki öğrencilere yönelik olarak faaliyet gösterecek şekilde yeniden düzenlenecek.

Bu düzenleme kapsamındaki ilkokul, ortaokul, lise ve özel eğitim okulları için 1 Eylül tarihinden sonra verilen kurum açma izinleri, ertesi eğitim öğretim yılından itibaren geçerli olacak.

Her ne ad altında olursa olsun, eğitim ve öğretim sunmak amacıyla yürütülen faaliyetler Milli Eğitim Bakanlığı'nın izin ve denetimine tabi olacak. Bu faaliyetleri yürütenler, özel öğretim kurumları için bu düzenlemede öngörülen kurallara uymakla yükümlü olacak.

Dershaneler ve öğrenci etüt eğitim merkezlerinde çalışan ve emeklilik, yaşlılık, malullük aylığı almayan eğitim personeli, gerekli şartları taşımaları halinde öğretmen unvanlı memur kadrolarına atanabilecek. Atamalarda, KPSS şartı aranmayacak, sözlü sınavda başarılı olmak yeterli sayılacak.

Kadro ve ihtiyaçlar dikkate alınmak suretiyle, belirlenen hizmet bölge ve hizmet alanlarında istihdam edilecek eğitim personeli, sağlık özrü hariç 4 yıl süreyle başka bir yere atanamayacak.

Bakanlıkta istihdam edilenleri, ayrıldıkları özel eğitim kurumlarından kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyecek.

Özel ilkokul, özel ortaokul ve özel liselerde öğrenim gören öğrenciler için, resmi okullarda öğrenim gören bir öğrencinin okul türüne göre her kademede okulun öğrenim süresini aşmamak üzere, eğitim ve öğretim desteği verilebilecek.

Bu kapsamda eğitim ve öğretim desteğinden özel okul öncesi eğitim kurumlarından eğitim alanlar da 48-66 ay arasında olmak şartıyla en fazla bir eğitim öğretim yılı süresince yararlandırılabilecek.

Eğitim ve öğretim desteği, Bakanlıkça eğitim kademelerine göre her bir derslik için belirlenen asgari öğrenci sayısının üzerinde ve derslik başına belirlenen azami öğrenci sayısını geçmemek üzere verilebilecek.

Eğitim ve öğretim desteği; yörenin kalkınmada öncelik derecesi ve gelişmişlik durumu, öğrencinin ailesinin gelir düzeyi, eğitim bölgesinin öğrenci sayısı, desteklenen öğrenci ve öğrencinin gideceği okulun başarı seviyeleri ile öncelikli öğrenciler gibi ölçütler, ayrı ayrı veya birlikte dikkate alınarak verilebilecek.

Dönüşüm programı kapsamındaki kurumları, aynı amaç ve niteliklerinin korunması şartıyla devir alanlar, bu madde hükümlerinden bakanlığın izniyle yararlandırılabilecek.

Dönüşüm sürecinin bitiminde, dönüşme talebinde bulundukları örgün eğitim kurumunun taşıması gereken şartları karşılayamayanların kurum açma izinleri iptal edilerek faaliyetlerine son verilecek.

Bu durumdaki kurumlardan, teşvik uygulamaları kapsamında yararlandıkları eğitim ve öğretim desteği, istisna, muafiyet ve haklar ile diğer teşviklerin parasal tutarının, ilgili teşvikten yararlandırılma tarihinden itibaren hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte bir ay içerisinde ödenmesi yapılacak tebligatla ilgililerden istenecek.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte faal olan dershaneler ile bu kanunla yapılan düzenlemelere göre gerekli dönüşümü tamamlamayan öğrenci etüt eğitim merkezleri, eğitim öğretim faaliyetlerine 1 Eylül 2015'e kadar devam edebilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı, 1 Eylül 2015 tarihine kadar başvuranları, belirlenecek esaslara göre uygun görülmesi halinde öğretim kurumlarına dönüşüm programına alacak. Dönüşüm programına alınan kurumların, 2018-2019 eğitim öğretim yılının bitimine kadar mevzuatta öngörülen şartları karşılamaları kaydıyla dönüşebilecekleri okul ve diğer kurum türleri ile dönüşüm esas ve usulleri Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Ağustos ayında 40 bin öğretmen atayacaklarını, Mart ayında atama olmayacağını bildirdi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Tasarı'nın görüşmeleri sürüyor.

İkinci bölüm üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Avcı, Sinop'ta intihar eden bir öğretmen adayı ile ilgili yakışıksız beyanlarda bulunulduğunu ifade etti. Avcı, "Ortada çok acı, insani bir olay var. İntihar olaylarının tetikleyici etkisi olabileceği nedeniyle ya medyada bile bu haberler görülmez ya da olabildiğince az görülür" dedi.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın sorusuna atıf yapan Avcı, "Atanamadığınız takdirde intihar etmeyi düşünüyor musunuz?" diye gençlere soru sormanın her türlü meslek ahlakına aykırı olduğunu söyledi. Avcı, "Hekimler var aramızda onlar söylesinler böyle bir şey, soru olabilir mi?" dedi.

Avcı, Temmuz ayında yapılacak yeni sınava göre, Ağustos'ta 40 bin öğretmen atayacaklarını, Mart ayında atama olmayacağını bildirdi.



-"Rıza'da sandık istiyor-"



CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Rıza Sarraf ve istifa eden bakanların çocuklarının mahkeme tarafından serbest bırakıldığını anımsattı.

Mahkemenin bu kararı "Atılı suçların şüpheliler lehine değişme ihtimali yok; delilerin toplanması, delillerin karartılması ihtimali yok; kaçma ihtimali yok; sabit ikametgahı var" gerekçesiyle aldığını belirten Hamzaçebi, şunları söyledi:

"Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un Silivri Cezaevinde tutuklanma nedeni: Delilleri karartma ihtimali, yurt dışına kaçma ihtimali, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne baskı yapma ihtimaliydi. İki yılı aşkın bir zamandır 'Ben masumum' çığlığını atıyor ve bu çığlığı hiç kimse duymuyor. Balyoz, Ergenekon mahkumları haksız bir şekilde cezaevinde duruyor. Sayın Başbakan 'İçeride dünya kadar günahsız adam var' dedi, vicdanlara oynadı. Bu rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını örtmek için çıkaracağı yasalara geniş bir destek sağlamak amacıyla onların vicdanlarına oynadı. İstediği yasaları çıkarıyor, yeniden yargılama ufukta gözükmüyor, İlker Başbuğ'a bir umut yok, Balyoz mahkumlarına bir umut yok, aydınlara, bilim adamlarına umut yok ama siz peşi sıra burada hukuksuz, adaletsiz yasaları çıkarmaya devam ediyorsunuz."

MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, HSYK Kanunu'nun dün akşam Resmi Gazete'de yayınlandığını hatırlattı.

Bugün saat 11.00'de de atamaların yapıldığını ifade eden Türkkan, "Saat 14.00'te bakanların yaşam koçu Rıza Sarraf ve bakan çocukları serbest kaldı. Böylece, 87 milyar avroluk yolsuzluk davasında tutuklu hiçbir sanık kalmadı. 28 Şubat, buydu işte. Rıza'nın ilk demeci de 'Ey savcılar, ey hakimler, gelin sandıkta hesaplaşalım' olmuş. Rıza'da sandık istiyor, haberiniz olsun" dedi.

Genel Kurul'da birleşime bir saat ara verdi.




  • bgnewsSlider
  • bgnewsSlider
  • bgnewsSlider
  • bgnewsSlider